Türkiye'nin Ashley Tisdale Fanı
Ashley Tisdale sitemizden yararlanmak için (kayıt) üye olmanız lazım.. Hemen üye olun !



 
AnasayfaAnasayfa  SSSSSS  AramaArama  Üye ListesiÜye Listesi  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  

 

Bir babanın kızına yazdığı mektub

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
Yazar Mesaj
irem =)
Admin Admin
avatar


Yaş : 20 Kayıt tarihi : 24/02/09 Mesaj Sayısı : 75
MesajKonu: Bir babanın kızına yazdığı mektub   Çarş. Mart 04, 2009 3:41 pm

Canım kızım,
Şu anda derin bir uykudasın. Uzun zamandır bu kadar güzel bir uykuya dalmamıştın. Bugün karnını doyurabildin, kana kana su içebildin. Anneniz öldüğünden beridir çok zorlanıyorum. Siz daha fazla yaşayabilin diye, canına kıydığını size anlatmam mümkün değil. Henüz çok küçüksünüz. Sizi dünyaya getirerek çok büyük bir hata yaptığımızı geç de olsa anladık. Koca dünya, suyu biter mi? Koca dünya, aç kalmayız ki diye düşündük. Anneniz öleli 17 gün oluyor. Zaten hastaydı, ölecekti diye düşünmeyin. İyileşmek için daha fazla yiyeceğe ve suya ihtiyacı olduğundan kıydı canına. 2000'li yıllarda sıkça duymaya başladığımız bir konuydu küresel ısınma. Bu gidişe dur demek amacıyla bir protokol imzalanıyordu ülkeler tarafından. Türkiye, Avustralya ve ABD imzalamamıştı 2007 yılına girdiğimizde. Belki Türkiye'nin imzalaması için bir şeyler yapabilirdik. Mitinglere katılır, büyüklerimizin anlamasını sağlayabilirdik. Ama yapamadık. Bizim dünyadan daha önemli konularımız vardı o günlerde. Futbol liginde kimin şampiyon olacağı daha önemliydi. O günlerde Cumhurbaşkanımız seçilecekti. Öyle çok insan katıldı ki Cumhuriyet yürüyüşüne. O günlerde neyin daha önemli olduğunu anlamakta güçlük çekiyorlardı. Dünya ölüyordu, onlar nasıl yönetileceklerini düşünüyorlardı. Dünya olmasa, ülkemiz ve nasıl yönetileceğimiz o kadar büyük bir anlam taşımıyordu. 2025 yılına geldiğimizde açlık ve susuzluk had safhaya ulaşmıştı. Herkes, karnını doyurabileceği, su içebileceği yerlere doğru göç hazırlıklarına başladı. Ülke yöneticileri göçlerin önüne geçmeye karar verdiler. Kendilerine bile yetemiyorlardı ki. Göç edip ülkelerine gelenlere nasıl yetsinler? Açlık ve susuzluktan bitkin duruma gelenler ölüme terk edildiler. Bunun üzerine iç savaşlar başladı. Karnını doyuranlarla, aç kalanlar arasındaki bu savaşlarda binlerce insan can verdi. Zenginler de öldü, fakirler de. Ülkeler arasındaki savaşların çıkmasına ramak kalmıştı. Çıktı da. Ülkemiz yaşamak için elverişli ülkelerden biri durumundaydı. Önce sınır ülkelerle sorunlar yaşadık. Onlar daha çok su istedi. Biz daha fazla azalttık. Bizim topraklarımızdan çıkıyor diye, tüm suyu sahiplendik. Suyumuz aslında tam olarak yetmiyordu. Yalnızca içmek için kullanıyorduk. Banyo yapmayalı aylar olmuştu. Herkes kokuyordu, herkes hastaydı. Su, yalnızca biraz daha fazla yaşamamıza yetiyordu. Salgın hastalıkların üzerine, bir de savaşlar başladı. Bu savaşlar yüzünden su kaynakları tehlikeye girince, ülkeler ateşli silah kullanmadan savaş yapmaya karar verdi. Herkes tarafını seçecek. İki taraf büyük bir meydanda savaşacaktı. O savaşa beni de götürdüler. Sol kolum orada kopmuştu. Kaybeden taraf su kaynaklarını paylaşmayı kabul etmiş olacaktı. Tüm bu savaşlar, birkaç yıl fazla yaşayabilmek içindi. Dünya, yaşanmaz bir hale geleli yıllar olmuştu. Herkes kendi derdiyle uğraşıyordu. Aile içindeki kavgalarda bile, can veren insanlar oluyordu. Herkes yeteni istiyordu. Kendine yetebilen vermeye yanaşmıyordu. Tüm bu olacakları öngören insan sayısı o zamanlar çok fazla değildi. Onları dinlesek, tüm yaşananları, olmadan durdurabilecektik. Keşke o günlere dönüp düzeltme şansımız olsaydı. Keşke o günlere dönüp, sesimizi daha fazla çıkarabilseydik, ortak derdimizi herkese anlatabilseydik. 28 Nisan 2007'deki mitingi hatırlıyorum. Yüz binler bekleniyordu. Bu o zamanlarda iyimser bir tahmindi. Milyonların gelmesi gerekirdi. On binlere ancak ulaşılabildi. Sonraki aylarda bir miting daha düzenlendi. Belki de bu son şansımızdı. Aylardan Haziran'dı. Yine, umursamayanların sayısı daha fazlaydı. O güzel insanlar, biz anlayabilelim diye ellerinden geleni yaptılar. Açık Radyo dışında destek veren yayın kuruluşu olmamıştı. Diğerleri bize yalnızca dizi izletiyordu. Ne bir uyarı, ne bilinçlendirici yayınlar. Yalnızca daha fazla ratingi düşünüyorlardı. Devlet büyüklerimiz ülke çıkarları adına dünya için bir şeyler yapmaktan kaçınıyordu. ABD ne yaparsa, ne derse onu yapıyorduk. Canım kızım. Ben artık yanınızda olamayacağım. Kardeşine iyi bak. Siz birkaç gün fazla yaşayabilin diye, ben gidiyorum. Yanaklarınıza öpücük kondurup, çıkacağım bu karanlık delikten.
_________________



Hazal'm ~ Özce'm ~ Meltem'm ~ Melis'm
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
mella.
Admin Admin
avatar


Yaş : 21 Kayıt tarihi : 25/07/08 Mesaj Sayısı : 325
MesajKonu: Geri: Bir babanın kızına yazdığı mektub   Çarş. Mart 04, 2009 4:27 pm

saol cnm
_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://misstisdale.forumm.biz
gamze
Ashley Hayranı Ashley Hayranı
avatar


Yaş : 21 Kayıt tarihi : 01/05/09 Mesaj Sayısı : 332
MesajKonu: Geri: Bir babanın kızına yazdığı mektub   Ptsi Haz. 15, 2009 9:00 pm

saol canm
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://hudgensvanessa.yetkinforum.biz/index.htm
meRveciK <3
Moderatör Moderatör
avatar


Yaş : 20 Kayıt tarihi : 29/08/09 Mesaj Sayısı : 438
MesajKonu: Geri: Bir babanın kızına yazdığı mektub   Perş. Ocak 28, 2010 11:51 pm

Bir yerde okumuştum sanki sağol çok güzel
_________________
ß-M
ßû-Mé
ßû$-Mér
ßû$r-Mérv
ßû$ra <------------------> Mérve
ßû$r-Mérv
ßû$-Mér
ßû-Mé
ß-M

KANKA OLMAK İSTEYENLER MESAJ ATABİLİRLER...

TÜRKÇEMİZE SAYGI [Thurkce,saol,bisi diil,öd değil]



Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://misstisdale.forumm.biz

Bir babanın kızına yazdığı mektub

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var: Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Türkiye'nin Ashley Tisdale Fanı :: Her Telden :: Hikayeler & Efsaneler -